HZ. ALİ İBNU EBİ TALİB (HADİSLER)

Hz. Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
pazartesi günü gönderildi.
Hz. Ali radıyallahu anh
da salı günü namaz kıldı." Tirmizi, Menakıb. (3730).

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor:
"Res
ûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ashabının arasını kardeşlemişti.
Hz. Ali radıyallah
u anh yanına geldi ve:
"Ashabınızın arasını birbirleriyle kardeşlediniz, ama beni kimseyle kardeşlemediniz!" dedi.
Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:

"Sen dünyada da ahirette de benim kardeşimsin!" buyurdular." Tirmizi, Menakıb, (3722).

Zeyd İbnu Erkam radıyallahu anh anlatıyor:
"
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular:
"Ben kimin dostu (mevlası) isem, Ali de
onun dostudur." Tirmizi, Menakıb, (3714).

Sa'd İbnu Ebi Vakkas radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
Tebük seferine çıkınca Hz. Ali'yi geride (Medine'de) bırakmıştı. "Ey Allah'ın Resûlü, siz beni çocukların ve kadınların arasında mı bırakıyorsunuz?" dedi (kalmak istemedi). Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
"Sen, Hz. Harun'un, Hz. Musa yanında aldığı yeri, benim yanımda almaktan razı değil misin?
Şu farkla ki, benden sonra peygamber yok!" buyurdular." Buhari, Megazi 78, Fezailu'l-Ashab 9; Müslim, Fezailu'l-Ashab, 31, (2404); Tirmizi, Menakıb, (3731).

Müslim ve Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir:
"Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm Hayber günü buyurdular ki: "Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki, O, Allah'ı ve Resûlünü sever, Allah ve Resûlü de onu sever."
Ravi devamla der ki: "Bu söz üzerine (beni mi seçer ümidiyle, Aleyhissalatu vesselam'a görünmek için) boyunlarını uzattılar. Ama o: "Bana Ali radıyallahu anh'ı çağırın!" buyurdular. Ali getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi.
Allah
Teâla Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı.
"
Ravi devamla der ki: "Şu ayet indiği zaman "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım..." (Al-i İmran 61) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hemen Ali'yi, Fatıma'yı, Hasan ve Hüseyin'i (radıyallahu anhüm ecmain) çağırdı ve: "Allahım, bunlar benim ailemdir!" buyurdu." Müslim, Fezailu'l-Ashab 32, (2404); Tirmizi, Menakıb, (3726).

Zirr İbnu Hubeyş rahimehullah anlatıyor:
"Hz
. Ali radıyallahu anh'ın şöyle söylediğini işittim:
"Daneyi açan, canlıları yaratan Zât-ı Zülc
elal'e yeminle söylüyorum:
Ümmi
peygamberim aleyhissalatu vesselam, bana şu hususu garantiledi:
Beni mü'min olan sevecek,
münafık olan da bana buğzedecektir." Müslim, İman 131, (78); Tirmizi, Menakıb, (3737); Nesai, İman 20, (8, 117).

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlu
llah aleyhissalâtu vesselâm Tâif günü Hz. Ali radıyallahu anh'ı çağırdı ve onunla hususi konuşma yaptı. (Bu görüşme o kadar uzadı ki) halk:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm amcasının
oğluyla görüşmesini uzattı" dedi.
(Resûlullah bunu işitince): "Onunla hususi görüşmeyi ben (kendi arzumla) yapmadım.
Allah'ın arzusu ve emri ile
Resûlü) yaptı" açıklamasında bulundu." Tirmizi, Menakıb, (3728).

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlul
lah aleyhissalâtu vesselâm Berâet (Tevbe) sûresini, (Arafat'ta hacılara tebliğ edilmek üzere) Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh'la göndermişti. Sonra onu çağırarak: "Bunun, ehlimden olmayan bir kimse ile tebliğ edilmesi muvafık değil!" buyurdu.
Hz. Ali
radıyallahu anh'ı çağırarak sureyi, (Arafat'ta okuması için) ona verdi." Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3089).  


  İLİM YOLUNDA